150'likler

Bornova Gündem köşe yazarı Salim Yılmaz, bu hafta çok ilginç bir konuyu köşesine taşıdı. 150'likleri yazdı. Kurtuluş Savası sonrasında birçok kimsenin bilmediği konuları, kişileri yazdı köşesinde. Yeni bilgiler edineceğiniz keyifli bir yazı sizi bekliyor.


150’LİKLER

Başlık da, yazının konusu da çok kısa sürede okuyup bitirdiğim bir kitaptan. Arka kapağındaki tanıtım yazısını Tarihçi – Yazar Sinan Meydan kaleme almış..
‘’Kimisi işbirlikçi saray hükümetinin, kimisi işgalci İngilizlerin yanında Kurtuluş Savaşı’na karşı çıktı; Türk milletinin varlık yokluk kavgasında ihanet ettiler. Kurtuluş Savaşı sonrasında affedilenler oldu, böylece sayıları 150’ye indi. 150’likler diye anıldılar. Fransız ve Rus devrimlerinde yapıldığının aksine idam edilmediler, hapse atılmadılar, sürgün edildiler. Cumhuriyeti kuranlar kin tutmadılar, suçun bireyselliği ilkesini dikkate aldılar. 150’liklerin yakınlarını ve çocuklarını suçlu olarak görmediler. İşte Dr. Ceyhun İrgil’in bu kitabı 150’liklerin izini sürüyor, onların ve çocuklarının bilinmeyen öykülerini anlatıyor, Cumhuriyet’in saklı kalmış bir yönünü gözler önüne seriyor.‘’
Kitabın adı ‘Babalar ve Çocuklar – Genç Cumhuriyet’in Vicdan Serüveni‘..
Tıp doktoru, 25 ve 26. Dönem TBMM Bursa milletvekili, çok sayıda sivil toplum örgütünün yöneticisi ve üyesi, İzmir Atatürk Lisesi’nden okuldaşım ve ağabeyim Ceyhun İrgil (önsözde sergilediği alçakgönüllülüğünün aksine) bilim insanı olmanın titizliğiyle emek verip müthiş bir eser meydana getirmiş.
Kimler yok ki! 
Ali Kemal, Refi Cevat Ulunay, Rıza Tevfik, İskilipli Atıf, Mustafa Sabri, Damat Ferit, Sait Molla, Süleyman Şefik, Çerkez Etem, Bağdadizade Abdurrahman, Refik Halid Karay,Artin Cemal, Madanoğlu Mustafa ve kimler kimler..
Okuyup bitirdiğim her kitabın kapağını kapattığımda hissettiğim ‘Yahu ne cahilmişim‘ durumunu bu sefer çok şiddetli yaşadım!. Kimi bölümleri geri dönüşlerle tekrar tekrar inceledim ve okuduğunuz satırları yazmaya karar verdim..
Kitabı bir şekilde edinip okuyacağınıza eminim.. Yine de sayfaları arasında biraz gezinelim isterim..
Efendim.. 150’likler, 29 Mayıs 1927’de kabul edilen 1064 sayılı yasa ile vatandaşlıktan çıkarıldılar. Kimileri Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın zaferle biteceğini hissederek daha yasa çıkmadan kendileri yurt dışına kaçmışlardı. Lozan Antlaşması’nın ardından kalanlar da sınır dışı edildi.
Yüzelliliklerin bir bölümü (azılı hainler) gittikleri ülkelerde de yeni cumhuriyetin aleyhinde çalışmayı ihmal etmediler! Bir bölümü de derin pişmanlık içerisindeydiler..
11 yıl sonra, 1938’e gelindiğinde 150’liklerin altmışı yaşamdan ayrılmıştı.. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Yalova’da bulunduğu bir gün ‘Ben onları affettim. Ama; onların beni affedeceğini hiç sanmıyorum. ‘cümlelerini fısıldamıştı yakınlarına!. 
Af gündemdeydi..
Yasa niteliğine büründürüldü ve 29 Haziran 1938’de meclisin onayına sunuldu. 324 vekilin kabul oyu ile yasalaştı. 69 vekil affı protesto ederek oylamaya katılmadı ki aralarında İsmet İnönü ve Kılıç Ali de vardı. 
İnönü ismi önemli burada!. Ancak Milli Şef, büyük bir olgunluk göstererek karşı olduğu af yasalaştıktan sonra ‘Devlet kin büyütmez‘ diyerek birçok 150’liğin çocuklarını ve torunlarını devletin en önemli görevlerine atayan kararlara bizzat imza koymuştur!.  
Yasa çıktığında hayatta olanlardan 27’si hemen, 24’ü ise 1939 – 1945 tarihleri arasında yurda döndü. 39’u ise Çerkez Etem gibi karşıt tutumlarını değiştirmedikleri için vatana dönmemeyi tercih etti!.
Dönenlerden Refik Halit Karay’ın Atatürk’ün ölümünün 2. Yıldönümü nedeniyle Tan Gazetesi'nde yayımlanan yazısının bir bölümü beni çok etkiledi..
‘’Yabancı illerde, bana değil, en inatçı ve geri kafalı bir muhalife (bence haine) bile Atatürk, Türk olmanın gururunu zorla taşıttı ve onu, gönderdiği gurbette, gurbetten çok fena olan milli miskinlikten kurtardı. Ben o milli gururla yaşadım ve belini doğrultmuş vatanıma o sayede beli bükülmemiş, dinç ve şevkli döndüm.‘’
Dönemin en göze batan hainlerinden biri Ali Kemal’di! Milli Mücadele’ye karşı olduğu için linç edilerek öldürülen ilk ve tek Osmanlı yöneticisi, yazar ve gazetecidir. 1919 yılında İçişleri Bakanı'yken Kuva-yı Milliye ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine emirler yayımlamıştır. Gazeteciyken yazdığı tüm makalelerde Mustafa Kemal Paşa’ya hain diye hitap etmiştir. Sadece birinden birkaç satırı aldım aşağıya..
‘’Ey Müslüman kardeşlerimiz, teşkilat-ı milliyeye aldanmayınız, Bolşevik kafası taşıyan yurtsuz serserilerdir bunlar. Bu millici mahluklar kadar, başları ezilmek ister yılanlar hayal edilemez, düşmanlar onlardan bin kat iyidir. İdam!. İdam!. İdam!.‘’
Bu  Ali Kemal’in oğlu Zeki Kuneralp, İsmet İnönü’nün özel iziniyle yurda getirilerek Dışişleri Bakanlığında görevlendirildi! Milli Şef,  meşhur ‘Cumhuriyeti kan ile kurduk ama kin ile büyütmeyeceğiz‘ sözünü Kuneralp’in göreve atanmasını imzalarken söylemiştir. Ali Kemal’in öz torunu, Zeki Kuneralp’in oğlu Selim Kuneralp de diplomat olarak ülkesine hizmet etti. AB Genel Müdürlüğü, İsveç ve Kore’de büyükelçilik, müsteşar yardımcılığı, AB Daimi Temsilciliği yaptı. Ailenin İngiltere’deki kolundan torunu Boris Johnson, İngiltere Başbakanı'dır.
Bir başka hain, Ermeni yanlısı tutumu nedeniyle  ‘Artin‘ lakabıyla anılan ve Osmanlı’nın son vali ve içişleri bakanlarından Cemal Bey’dir. Kurtuluş Savaşı’nı engellemek ve baltalamak için elinden geleni yaptı. Konya valisi olduğu dönemde Sivas Kongresi’ne vilayetten delege göndermedi. Kurtuluştan sonra 150’likler listesine alındı ve sınır dışı edildi. 1938 affıyla yurda döndü ve Keşmir soyadını aldı. Genç Cumhuriyet Yönetimi, oğlu Halit Nazmi Keşmir’i vekil yaptı, yetmedi bakan yaptı! Bir zamanlar bir yerlere gelmek için aranan şart liyakattı!. Artin Cemal’in bir başka ünlü akrabası ise gurme, akademisyen, yazar Vedat Milor’dur. Ülkenin en ünlü gastronomi yazarı Vedat Milor’un anne dedesidir!. Vedat Milor’un baba tarafı, Konya’da kökü Mevlana’ya kadar uzanan Mecidiyezade ailesidir. Anne dedesinin aksine baba tarafı Kurtuluş Savaşı’nda Kuva-yı Milliye saflarında yer almıştır. Milor soyadı ilginç gelirdi hep; kitaptan onu da öğrendim. Uydurmaymış; evet uydurma! Kendi ifadesine göre, dedesi soyadı kanunu çıkınca Mecidiyezadeoğlu’nu istemiş! Ancak bu isim Türkçe olmadığı savıyla kabul görmeyince, öfkeyle Milor demiş! Baba tarafının soyadı böylece Milor olmuş.. 
Yukarıda özetle yazdığım örneklerin onlarcası var kitapta.. 
Okuyalım..
Okumadan bilgi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz!. Cehalete ve cahillere karşı tek silah bilgi ve sağlam bilgiden mayalanmış fikirdir…

* Parantez içindeki ifadeler tarafıma aittir.
 

başlık yazı kitap tanıtım yazısı tarihçi – yazar sinan meydan işbirlikçi saray hükümeti işgalci i̇ngiliz kurtuluş savaşı türk milleti ihanet 150 indi fransız rus devrimi idam sürgün dr. ceyhun i̇rgil cumhuriyet babalar ve çocuklar genç cumhuriyet’in vicdan serüveni tıp doktoru tbmm bursa milletvekili sivil toplum örgütü i̇zmir atatürk lisesi ceyhun i̇rgil bilim insanı ali kemal refi cevat ulunay rıza tevfik i̇skilipli atıf mustafa sabri damat ferit sait molla süleyman şefik çerkez etem bağdadizade abdurrahman refik halid karay artin cemal madanoğlu mustafa 29 mayıs 1927 1064 sayılı yasa vatandaşlık ulusal kurtuluş savaşı lozan antlaşması azılı hainler gazi mustafa kemal atatürk yalova 29 haziran 1938 i̇smet i̇nönü kılıç ali i̇nönü milli şef çerkez etem refik halit karay atatürk tan gazetesi türk olma ali kemal milli mücadele osmanlı yöneticisi yazar gazeteci i̇dam zeki kuneralp selim kuneralp ab genel müdürlüğü i̇sveç kore büyükelçilik müsteşar yardımcılığı ab daimi temsilciliği i̇ngiltere torun boris johnson i̇ngiltere başbakanı vali içişleri bakanı cemal bey halit nazmi keşmir liyakat vedat milor uydurma mecidiyezadeoğlu milor cehalet cahil bornova gündem köşe yazarı salim yılmaz keyifli