Ceketimi assam seçilirim

Köşe yazarımız Salim Yılmaz, yeni yazısında Dikili Denizköy'ü yazdı. Tarihten ve günümüz belediyeciliğinden örneklerin yer aldığı hoş yazıyı okumanız dileğiyle ...

Zor oldu ama öğrendim.. Objektif olabiliyorum.. Acımasızlıkla karıştırılmasını
özellikle istemem. ‘ İğne – Çuvaldız ‘ özdeyişinden hareketle yıllar önce
kendimden başladım işe! Aslında o acımasızlığı sadece kendime gösterdim de
denilebilir ( yazılabilir ). Özetlersek; kendimden başlamak üzere en yakınlarıma
bile objektif yaklaşabiliyorum..
Zorunlu açıklamadan sonra yazıya başlığını veren konuya gelebiliriz.
Gerek iktidar kanadında, gerekse muhalefette kimi yerleşim birimleri için
seçimler bağlamında düşülen bir hata ve saygısızlıktır ‘ Ceketimi Assam Seçilir ‘
görüşü!. Ayrıca!.. Doğduğum ve yaşadığım İzmir’de, 1994 yılının sevimsiz bir
gününde Yüksel Çakmur’un görevi, Burhan Özfatura’ya devredişini göz
yaşlarıyla izleyen bir kardeşinizim. Kimilerinin son yıllarda dillendirdiği ‘’ İzmir
solun kalesidir. ‘’ olgusuna atılan okkalı bir şamardır bu devir – teslim
töreni.Cem Uzan’ın kurduğu Genç Parti’nin de zamanında İzmir’de aldığı oy
oranını dikkatinize sunmak isterim.. İzmir’i sevip İzmir’de yaşayanların
demografik özelliklerini çok iyi analiz etmek gerekir; testi kırılmadan hem de!.
İzmir ve ilçelerinde son yerel seçim kampanyaları ve sonrasında kimi başkanları
yakından gözlemleme fırsatım oldu. Henüz hukuki süreçleri devam etse de Urla
ve Menemen’de yerel yönetim bazında yaşananların CHP için çok büyük birer
becerisizlik örneği olduğu kanısındayım. Hemen kızmayın!. Genelde işler iyi
giderken ortaya çıkabilecek benzeri durumları önlemenin tarafındayım.İlk
paragrafı boşuna yazmadım. Objektif değerlendirme diyelim. Parti yönetimi de
objektif düşünmeyi ve davranmayı becerebilseydi; iki ilçedeki rezaletin
sonucunda İl örgütünün tamamını görevden alırdı. Yapmadı, kulağının üzerine
yattı! Olması gerekenle olanın taban tabana zıt olduğunu görmekten sadece
ben usanmadım ama; emin olun.
Yaklaşık iki aydır Dikili’nin Denizköy’ündeyiz. Büyük şehrin çok yoran
deviniminden sakinliğe doğru bir kaçış diyelim. Diyelim de belediye kaynaklı
aldırmazlıklar ve aymazlıklar sardı dört yanımızı!
Konuyu açmadan özellikle belirtmek istiyorum : Dikili Belediye Başkanı Adil
Kırgöz’ü tanımam. Hiç görmedim. Kendisinden kendi adıma herhangi bir
beklentim yok, olmaz da. Partisinden kaynaklanan bir sempatim olabilir ancak.

Evimizin hemen yanından geçen uçurumun ıslahı ve yola dönüştürülmesi
talepleri ve bu talepleri yaklaşık iki yıldır görmeyen, duymayan bir başkan
figürüyle karşı karşıyayız! Hemen atılmayın n’olur; bireysel bir istek
doğrultusunda yazı mı yazılırmış diye! Sadece bizim evin yanı değil sorun; sorun
Denizköy’de yol olmaması!. Sorun Denizköy’ü Çandarlı’ya ve Dikili’ye bağlayan
yolumsu şey de değil sadece!. Anlatacağım..
12 haziranda bir dostumun davetlisi olarak Dikili’ye gitmeye çalıştım!. İlçedeki
tüm yollar köstebek yuvasına dönmüş. Önce iyimser yaklaştım. Hatta sevindim;
belediye çalışıyor diye!. De; bu yörenin turizm sezonu iki ay. O iki ayda
kazanacak esnaf kazanabileceğini. Sokağa çıkma kısıtlamasının sürdüğü uzun
aylar boyunca ne yaptınız?
Denizköy’e dönüşüm işkenceden beterdi. Yakınlarım yön bulma konusundaki
beceriksizliğimi bilirler. Ama durum benim bu beceriksizliğimden çok daha
vahim!. Çalışmaların sürdüğü hiçbir caddede uyarı levhası göremedim. Sokağa
çıkma kısıtlamasına bir saat kala yaşananları tek bir sözcükle ifade edebilirim :
KAOS!.
Zirve yapmış tansiyonumla döndüğüm evimde yine de kesin yargılarla hareket
etmedim. Belediyenin web sayfasına girdim. Konuyla ilgili bilgi vs. aradım.
Bulamadım. İletişim çağındayız ya!!! Yaşananları özetleyen, son derece yapıcı
bir e-posta yazıp gönderdim ve yanıt bekledim. 12 gün içinde bir yanıt da
alamadım. Bu bağlamda yazmak şart oldu.
Denizköy hepi topu 279 kişinin yaşadığı bir köy. İkinci konut anlamında çok
kalabalık değil. Hizmet vermek anlamında yönetilmesi görece kolay
denilebilecek bir yerleşim birimi. Geçmişte köyün içinde kesme taş döşemek
suretiyle yola benzetilmeye çalışmış patikaların hali içler acısı! Orta Çağ falan
diye adlandırmak abesle iştigal! Antik çağın 4 büyük Asklepion’undan bir tanesi
Bergama’da yahu!.   Şehre 14 km ileriden, tee Madra Dağı’ndan 240.000 künk
boru ile su getirmiş adamlar ikibin küsur yıl önce. Sayın başkanın Dikili’nin
burnunun dibindeki bu şehirciliği görmemiş olması imkansız. Hem inşaat
malzemeleri satan bir işyeri de var!. Bu konulara en azından yabancı değil..
Üç paragraf önce evimizin yanından geçen uçurumdan bahsetmiştim. Abartı
falan değil. Orta yaşın üzerindekiler için alt taraftaki bloğa komşu ziyaretine
gitmek sırat köprüsünü geçmek gibi inanın! Takılıp düştünüz mü soluğu sahilde

almanız işten değil maazallah! Geçen haftaki sağanaktan sonra obruk ve
platolar oluştu. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi hocaları buraya gelip uygulamalı
anlatabilir derslerini, abartmıyorum!
Objektif olmak adına, dost acı söyler özdeyişinin uzantılarında ben diyeceğimi
dedim. Umarım ilgili yetkililerden biri olsun okur da gerekli önlemlerin
alınmasında ve yapılması gerekenlerin yapılmasında bayraktarlık yapar. Lakin
benim yetkim ve etkim tam da buraya kadar!.
Sevgiyle kalın, yolsuz kalmayın!...

dikili yeniköy bergama akslepion dikili belediye başkanı adil kırgöz