Pazar

Köşe yazarımız Salim Yılmaz, bir pazar gününü, yurt içindeki, yurt dışındaki emeklileri karşılaştırmış. Ülkenin gerçek gündemini yazmış. Keyifli bir yazı okumanız dileğiyle

PAZAR

Gün isimlerinin anlamını düşündünüz mü hiç?

Pazar örneğin.. Çoğumuza göre haftanın son günü olan pazar. Biraz kurcalayınca geçmişte haftanın ilk günü olduğunu görürüz! İlk kullanımı da 1303 yılında Codex Cumanicus’tadır.. Codex Cumanicus, Latin harfleriyle yazılan ilk eser olarak kabul görmektedir. Kuman yani Kıpçaklardan gelen sözlük ve metin
derlemesidir. Burada Pazar gününün anlamı çarşı, alışveriş yapılan yer anlamındadır. Haftanın açılış sendromunu hangi gün çekeceğinizle ilgili zihninizde kuşku oluşmasın dostlarım!. Hafta yediyse sendrom sekizdir yaşadığımız dönemde..

Gelin bir iki ülkede pazar günleri neler yaşanıyor bakalım..

Knightsbridge’de saat dokuzu vurdu kilise çanı.. Yumurta, bacon, kızarmış sosis, közlenmiş domates ve kızarmış ekmekten oluşan kahvaltıyı hazırlayan Albert öperek uyandırdı 53 yıllık eşi Marry’i. Sokak kapısının ardında konuşlandırılmış üç valiz geceden hazırlanmıştı. Kahvaltıdan hemen sonra kışı geçirmek için üç aylığına Antalya’ya doğru burnunu kaldıracaktı uçakları; take off!.

Münih’in Schwabing’inde iki katlı evinin geniş mutfağında süt ekledi kahvesine 34 yaşındaki Dieter.. Angela ile evliliğinin onuncu yıl dönümü için müthiş bir program hazırlamıştı!. Cotidiano Gartnerplatz’da kahvaltıyla başlayacak gün çeşitli sürprizlerle devam edecekti.. İçini çekerek gülümsedi. (Bu anda
Türkiye’yi kıskandı mı bilemiyorum.)

Güneş nasıl da cömertti Marmaris’te. Benjamin Hisarönü’ndeki evinin bahçesini sularken kısa mesaj sesi dingildedi telefonunda. 1.583 sterlin tutarındaki emekli maaşı yatırılmıştı. 16,40’tan liraya çevirdi hemen bankanın internet sitesinde;
25.961 lira anında hesabına geçti.

Ümraniye’deki gecekondudan hallice evinde Türkçe Öğretmeni Mehmet Hoca sıkıntıdan uyuyamadı gece boyunca. İki aşısını da yaptırmasına rağmen ağır geçirmişti korona belasını.. Bir hafta hastanede, iki hafta evde yatmıştı. Onun da Benjamin’inki gibi dingildeyen telefonunda bir iki dokunuşta 5.628 lira gördü banka hesabında.. Yıl sonuna doğru artan vergi diliminin, hasta yattığı dönemde hesabına yansımayan ek ders ücretinin koalisyonuna nasıl direneceğini düşündü bir süre!. Düşündü ve varamadı bir yere!..

Denizköy’de sabah dokuz suları.. Kuş boku misali emekli maaşlı bendeniz uyandım. Şeytan azapta mı gerek illa misali pazarın nemli ve serin havasında bütçe hesabına gömüldüm; olduramadım!. Pazar günü ismini alışverişten almamış mıydı yahu? Bakkal Caner’e seğirttim ben de dokuz yirmi gibi. Kapıda
karşıladı köyün tek bakkalı, Abdurrahman Çelebi’si.. Günaydın bile demeden hönkürdüm; ‘ Güzel bir şey söyle Caner! ‘.. Maskesi çenesinin altında olmak suretiyle yanıtladı : Toptancılar şeker vermiyorlar Salim Abi.. 
 
Knightsbridge’e, Schwabing’e göç edip yeni bir yaşam kurmak için yaşlıyım. Hem niye katlansınlarki bana, niye ülkelerine alsınlar!. Gitmek istediğim de yok aslında..

Kalan yıllarımda içeriği neşe dolu, sıkıntısız bir pazar yazısı yazmak umuduyla eve gelip yaktım çaydanlığın altını. Yarım saate falan hazır olur şekersiz çayımız…
 

köşe yazarı salim yılmaz pazar gün yurt içi yurt dışı emekli karşılaştırma ülke gerçek gündem keyifli yazı